Network Marketing’de İnanç: Başarının İlk ve En Güçlü Sermayesi

Network marketing dünyasına adım atan hemen herkesin ilk düştüğü tuzak aynıdır: Çok çalışarak, her türlü teknik bilgiyi ezberleyerek ya da harika sunumlar hazırlayarak kısa sürede zirveye çıkabileceğini sanmak. Oysa bu sektörde tecrübeyle sabit değişmez bir kural vardır: İlk adım bilgi değil, inançtır.

Bilgi size yapmanız gerekenleri öğretir; inanç ise o öğrendiklerinizi sahada ne olursa olsun uygulayacak cesareti verir. İnançla beslenmeyen bilgi, hayata geçmeyen bir fikirden fazlası değildir ve maalesef tek başına başarı getiremez.

Sermayeniz ürünler ya da paradan önce, kendi zihninizde büyüttüğünüz inancınızdır. Bu yolculuğa çıktığınız ilk andan itibaren inanç halkanızı eksiksiz kurmak zorundasınız.

Temsil ettiğiniz ürünlerin faydasına yürekten inanmalısınız; zira kendinizin dahi tutkuyla kullanmadığı bir ürünü başkasına güvenle tavsiye edemezsiniz. Gerçek bir Networker, sunduğu ürünlere ve çözümlere aslında herkesin ihtiyacı olduğuna, bu işin doğru bir rehberlikle herkes tarafından yapılabileceğine yürekten inanmalıdır. Ancak bu güçlü bakış açısı sayesinde karşısına çıkan her bireyi potansiyel bir iş ortağı ve geleceğin lider adayı olarak görebilir.

Ardından arkasındaki şirkete, kurulan sisteme ve size yol gösteren liderlerin tecrübesine güvenmelisiniz. Ekibinizdeki her bir bireyin doğru eğitimle büyük başarılara imza atabileceğine dair sarsılmaz bir inanç beslemelisiniz.

Ancak bütün bu inanç zincirinin tam merkezinde tek bir hayati halka vardır: Kendinize inanmak. Kendi potansiyeline ve başarma kapasitesine dürüstçe inanmayan bir insanın başkalarına güven vermesi, onları bir hedefe sürüklemesi imkânsızdır.

Potansiyeli Görebilmek ve Zihinsel Dönüşüm

Vizyoner bir networker, çevresindeki insanlara sadece bugünkü halleriyle veya mevcut şartlarıyla bakmaz. Onların özündeki cevheri, doğru bir sistemle buluştuğunda ortaya çıkacak o büyük potansiyeli görmeye çalışır.

Karşısındaki kişinin yaşı, mesleği, eğitimi veya geçmişte yaşadığı başarısızlıklar belirleyici değildir. Doğru arzu ve disiplinli bir çalışma modeliyle herkesin bu işi başarabileceğine gönülden inanır.

Çünkü bir liderin zihnine yerleşmesi gereken en temel düşünce şudur: “Ben öğrenebildiysem, ben cesaret edip başardıysam, doğru rehberlikle başkaları da başarabilir.”

Sahaya inen birçok kişi başlangıçta katalog incelemeye, sunum slaytlarını ezberlemeye veya kaç kişiyi arayacağının hesabını yapmaya odaklanır. Bunlar elbette gereklidir ancak en kritik soruyu atlamamak gerekir:

“Ben gerçekten bu işte başarılı olacağıma ve hayallerimi gerçekleştireceğime yürekten inanıyor muyum?”

Okuma önerisi: Yeni Başlayanlar İçin Network Marketing

Zihinde kazanılmayan bir savaş, sahada kazanılamaz. İnsan önce kendi iç dünyasında galip gelmelidir. Zihniniz en küçük bir tereddütte “olmaz” dediğinde, beden harekete geçmek için ihtiyaç duyduğu enerjiyi bulamaz.

Fakat zihin “bu iş olacak” dediğinde, şartlar ne olursa olsun o aranan kararlılık kendiliğinden ortaya çıkar. Bu yüzden network marketingde yapacağınız ilk ve en büyük yatırım kendi zihinsel inancınıza olmalıdır.

İnandığınız kadar cesaret edersiniz.

Cesaret ettiğiniz kadar tereddüt etmeden sahaya iner, harekete geçersiniz.

Harekete geçtikçe tecrübe kazanır, öğrendikçe gelişirsiniz.

Geliştikçe de o sarsılmaz özgüveni kazanır ve başarıyı kaçınılmaz hale getirirsiniz.

Başarı, tesadüflerin değil; inanç üzerine inşa edilmiş istikrarlı ve kararlı davranışların doğal bir sonucudur.

Liderin En Büyük Görevi: Ekibine Duyduğu Güven

Network marketing sadece bir ticaret modeli değil, insan geliştirme üzerine kurulmuş büyüleyici bir liderlik okuludur. Bu işte yıllar geçse de değişmeyen tek bir hakikat vardır: İnsanlar, kendilerine inanılmasını ve değer görülmeyi ister.

Liderin inancı ekibine, ekibin inancı ise dalga dalga tüm organizasyona yansır. Şüphe nasıl hızla yayılan bir zehirse, inanç da aynı hızla bulaşan bir güçtür.

Siz ekibinizdeki insanların başarabileceğine gerçekten inanıyorsanız, bu sarsılmaz duruşunuz zamanla onların da kendi potansiyellerine inanmalarını sağlar. Büyük organizasyonlar sadece güçlü bir şirket, vizyoner liderler, gece gündüz yoğun çalışmalar veya cazip kazanç planlarıyla değil; doğru birsisem, ortak bir inanç, ortak bir ruh ve ortak hedefler etrafında kenetlenerek büyür.

Çünkü kolektif bir inancın doğması, her şeyden önce bireylerin kalbinde filizlenen o ilk güven kıvılcımıyla başlar. Bundandır ki bazen bir insanın hayat çizgisini değiştiren şey aldığı saatlerce süren teknik eğitimler değil, güvendiği bir liderden duyduğu tek bir samimi cümledir:

“Sana inanıyorum. Sen bunu yapabilecek güçtesin.”

Psikolog William James’in dediği gibi: “İnsan doğasının en derin ilkesi, takdir edilme ve değer görme arzusudur.” İnsanlar bu sektöre sadece ekstra gelir elde etmek için girmezler.

Bir topluluğa ait olmak, takdir edilmek, yeteneklerinin farkına varıldığını görmek ve arkalarında kendilerine inanan birilerinin olduğunu hissetmek isterler.

Özellikle yolun ilk aylarında insanlar yoğun emek harcayıp henüz hayal ettikleri rakamları kazanamayabilirler. Böyle zorlu süreçlerde insanları oyunda tutan, pes etmelerini engelleyen şey para değil; liderlerinin onlara duyduğu güven, gösterdiği samimi ilgi ve sunduğu değerdir.

 Ekibinizden biri hayatında ilk defa bir sunum yaptıysa, sonucu ne olursa olsun onu cesaretinden dolayı alkışlayın.

 İlk müşterisini kazandığında veya ilk iş ortağını ekibe kattığında bu başarıyı tüm ekiple birlikte kutlayın.

 İlk reddedilmeyle karşılaştığında ya da bir hayal kırıklığı yaşadığında, yeniden ayağa kalkması için elinden tutun.

Çünkü insanlar sadece büyük unvanlarla değil, adımlarını büyüten bu küçük ama samimi takdirlerle güçlenirler.

Okuma önerisi: Network Marketing ve Promote

Özgüven Sahada Kazanılır, Zihinde Taçlanır

Toplumda genel bir yanlış algı vardır; insanlar önce özgüvenli olmayı, sonra harekete geçmeyi beklerler. Oysa gerçek özgüven masada oturarak değil, sahada çalışarak, tekrar ederek ve tecrübe kazanarak oluşur.

Sunum yaptıkça konuşmanız akıcı hale gelir, heyecanınız kontrol altına alınır. İnsanlarla görüştükçe, dinlemeyi öğrendikçe iletişim kaslarınız güçlenir. Aldığınız her “hayır” cevabından sonra pes etmeyip devam ettikçe duygusal dayanıklılığınız artar. Sahada yaşadığınız her deneyim, sizi bir sonraki adımda çok daha güçlü bir lider haline getirir.

Cesaret, korkunun tamamen yok olması demek değildir; cesaret, korkuyu hissetmenize rağmen hedefinize doğru kararlılıkla yürüyebilmektir. İnancınız korkularınızdan daha büyük bir yer kaplamaya başladığında, artık sizi kimse durduramaz.

Bahaneler Değil, Kararlar Sonuç Üretir

Henry Ford’un network marketing dünyasına ışık tutan çok güçlü bir sözü vardır: “İster yapabileceğinizi düşünün, ister yapamayacağınızı… Her iki durumda da haklısınız.”

 “Ben yapamam, insanlarla konuşamam.”

 “Çevrem yok, kimse beni dinlemez.”

 “Bu işler bana göre değil, ben satıcı değilim.”

Tüm bu cümleler değişmez birer gerçeklik değil, tamamen kendi zihninizde büyüttüğünüz olumsuz inançlardır. İnanç değiştiğinde bakış açınız değişir; bakış açınız değiştiğinde davranışlarınız, davranışlarınız değiştiğinde ise elde ettiğiniz sonuçlar kendiliğinden dönüşmeye başlar.

Geleceğinizi inşa ederken büyük hayaller kurmaktan asla korkmayın. Hedeflediğiniz noktayı, ekibinizi büyüttüğünüz o anı, sahneye çıktığınız o gurur dolu dakikaları tüm detaylarıyla gözünüzde canlandırın.

O başarmış halinizi henüz gerçekleşmeden zihninizde dürüstçe yaşayın. Çünkü insan zihni, ısrarla odaklandığı ve tekrar ettiği düşünceleri bir süre sonra tek gerçekliği olarak kabul eder. Sizi sıradanlıktan alıp zirveye taşıyacak olan tam olarak bu zihinsel dönüşümdür.

Çünkü mazeretler değil, yalnızca net ve kararlı adımlar sonuç üretir.

KFC’nin kurucusu Harland Sanders’ın şu sözü her zaman rehberiniz olmalı: “Ne saat, ne emek ne de para beni elimden gelenin en iyisini yapmaktan alıkoyamaz.”

Başarılı insanlar şartların mükemmel olmasını bekleyenler değildir. Onlar yorgun da olsalar, defalarca reddedildiklerinde bile inandıkları yolda yürümeye devam ederler. Onları diğerlerinden ayıran şey anlık motivasyonları değil, sarsılmaz bir amaca ve kendilerine olan inançlarıdır.

Başarı, mazeret üretmeyi bıraktığımız ve hayatımızın sorumluluğunu tamamen üstlendiğimiz o ilk gün başlar.

Network marketing sadece bir ürün satmak ya da bir liste oluşturmak değildir. Bu iş, her şeyden önce kendi sınırlarını aşma ve insan yetiştirme sanatıdır.

Bu heyecan verici ve dönüştürücü yolculukta başarıya ulaşmanın anahtarı teknik detaylardan ziyade kalbinizde taşıdığınız inançtır. Kendinize güvenin, ekibinize inanın ve bugün, tam da şu anda harekete geçin.

Ve unutmayın; bazen bir insanın hayatını kökten değiştiren şey, gözlerinin içine bakarak söylediğiniz şu samimi cümledir:

“Sana inanıyorum. Bunu başarabilirsin!

Sorularınız ve katkılarınız için sayfanın altındaki yorum bölümünden ya da sitemizde bulunan herhangi bir iletişim kanalını kullanarak bizlere çekinmeden yazabilir ve ulaşabilirsiniz.

Gelecek, fırsatları bugünden görebilenlere aittir… Sağlıcakla kalınız…

Bu İçeriği Paylaşın...

Son Yazılar

Son yorumlar

Son Tweetler